27 Haziran 2026 Cumartesi

Yapay Zeka Tarafsız mı? Yoksa Kadınlara Karşı Yeni Bir Eşitsizlik mi Üretiyor?

 

 

Yapay Zeka Tarafsız mı? Yoksa Kadınlara Karşı Yeni Bir Eşitsizlik mi Üretiyor?

Av. Öğr. Gör. Özlem ŞEN

Yapay zeka artık yalnızca teknoloji şirketlerinin konuştuğu bir konu olmaktan çıktı. Bugün bir iş başvurusunun değerlendirilmesinden kredi notunun hesaplanmasına, sağlık hizmetlerinden sosyal medya içeriklerinin sıralanmasına kadar pek çok alanda algoritmalar karar süreçlerinin görünmez aktörleri hâline geldi. Peki, bu sistemler gerçekten tarafsız mı ve toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetiyor mu?

Toplumda yaygın olan "Makine sonuçta; insan hata yapar da o hata yapmaz." düşüncesi, yapay zekâ söz konusu olduğunda gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır. Çünkü yapay zekâ kendi değer yargılarını üretmez; insanlar tarafından oluşturulan verilerle eğitilir. Eğer eğitim verilerinde tarihsel önyargılar, toplumsal cinsiyet kalıpları veya ayrımcı uygulamalar bulunuyorsa, yapay zekâ bunları yalnızca öğrenmekle kalmaz, çok daha büyük ölçekte yeniden üretebilir.

Yapay zekadan ayrıntı vermeden bir pilot resmi oluşturmasını isteyin. Büyük ihtimalle üniformalı bir erkek görseli ile karşılaşacaksınız. Peki bir hemşire hayal etmesini istesek? Bu kez de muhtemelen bir kadın görseli oluşturacak. İsterseniz bir deneyin…

İlginç olan ise bu çağrışımların yalnızca insanların zihninde değil, onları eğiten veriler nedeniyle birçok üretken yapay zekâ sisteminin çıktılarında da görülebilmesidir. Bugün farklı yapay zekâ uygulamalarına "bir doktor oluştur", "bir CEO tasarla" gibi komutlar verildiğinde çoğunlukla erkek figürlerinin;  "bir sekreter" ya da "çocuk bakıcısı" gibi komutlarda ise kadın figürlerinin üretildiği gözlemlenebilmektedir. Elbette bu sonuçlar kullanılan modele, sürüme ve isteme göre değişebilir. Ancak bu eğilim bize önemli bir gerçeği göstermektedir: Yapay zekâ toplumsal önyargıları çoğu zaman sıfırdan üretmez; onları eğitim verilerinden öğrenir ve yeniden yansıtır.

Tam da bu nedenle günümüzde tartışılan mesele, yapay zekânın ne kadar akıllı olduğu değil; ne kadar adil olduğu sorusudur.

Kadınların teknoloji alanında karşılaştığı eşitsizlikler dijital dünyada da devam etmektedir. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women), yapay zekânın mevcut toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini otomatikleştirme ve görünmez hâle getirme riski taşıdığına dikkat çekmektedir. Özellikle işe alım, performans değerlendirmesi, kredi sistemleri ve içerik öneri algoritmaları gibi alanlarda kullanılan yapay zekâ uygulamalarının, önyargılı verilerle eğitildiğinde kadınlar aleyhine sonuçlar doğurabileceği vurgulanmaktadır.

Bu risk yalnızca teorik değildir.

Amazon'un geliştirdiği yapay zekâ destekli işe alım sistemi, geçmiş yıllardaki işe alım verileriyle eğitildiği için erkek adayları daha avantajlı değerlendirmeye başlamış; kadın adayları dezavantajlı hâle getirdiği tespit edilince sistem tamamen kaldırılmıştır. Bu örnek, algoritmaların "ayrımcılık yapma niyeti" taşımadığını, ancak geçmişteki ayrımcı uygulamaları öğrenerek yeniden üretebildiğini göstermesi bakımından oldukça çarpıcıdır. 

Yapay zekânın kadınlar bakımından oluşturduğu en önemli risklerden biri ise üretken yapay zekâ sistemlerinin kötüye kullanılmasıdır. Son yıllarda kadınların fotoğraflarının rızaları dışında manipüle edilmesi, yapay zekâ ile sahte görüntü ve videolar üretilmesi, dijital ortamda cinsel içerikli deepfake içeriklerin oluşturulması ciddi bir hak ihlali alanı ortaya çıkarmıştır. Bu durum yalnızca özel hayatın gizliliğini değil, kişinin şeref ve itibarını, psikolojik bütünlüğünü ve dijital güvenliğini de doğrudan etkilemektedir. UNESCO ve diğer uluslararası kuruluşlar, üretken yapay zekânın teknoloji destekli toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti artırabilecek yeni araçlar oluşturduğunu vurgulamaktadır.

Bir hukukçu olarak kanaatimce burada temel sorun teknolojinin kendisi değildir. Sorun, teknolojinin hukuktan ve insan hakları perspektifinden bağımsız geliştirilmesidir.

Hukuk tarih boyunca güç karşısında hakları koruma işlevi üstlenmiştir. Bugün ise güç yalnızca ekonomik veya siyasal değildir; algoritmik güç de bireylerin yaşamını doğrudan etkileyebilmektedir. Dolayısıyla yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesinde şeffaflık, hesap verebilirlik, ayrımcılık yasağı ve insan denetimi temel ilkeler olmalıdır.

Nitekim UNESCO'nun 2021 tarihli Yapay Zekâ Etiği Tavsiye Kararı, yapay zekâ sistemlerinin insan haklarına saygılı biçimde geliştirilmesini, toplumsal cinsiyet eşitliğinin gözetilmesini ve algoritmik ayrımcılığın önlenmesini devletler açısından temel etik ilkeler arasında kabul etmektedir. Avrupa Birliği'nin Yapay Zekâ Tüzüğü (AI Act) de yüksek riskli yapay zekâ sistemlerinde temel hakların korunmasını ve ayrımcılık risklerinin değerlendirilmesini zorunlu hâle getiren önemli düzenlemelerden biridir.

Türkiye bakımından da konu yalnızca geleceğe ilişkin değildir. Mevcut hukuk düzenimiz; Anayasa'nın eşitlik ilkesi, Türk Medeni Kanunu'ndaki kişilik haklarının korunmasına ilişkin hükümler, Türk Ceza Kanunu, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri çerçevesinde yapay zekâ kaynaklı hak ihlallerinin değerlendirilmesine imkân tanımaktadır. Ancak teknolojinin gelişim hızı karşısında hukukun da sürekli güncellenmesi gerektiği açıktır.

Kadınların yapay zekâ çağındaki mücadelesi yalnızca dijital güvenlik meselesi değildir; aynı zamanda eşit temsil, adil algoritmalar ve insan onurunun korunması meselesidir.

Yapay zeka, doğru ilkelerle geliştirildiğinde kadınların eğitimden istihdama, sağlıktan adalete kadar pek çok alanda fırsatlara erişimini kolaylaştırabilir. Ancak gerekli hukuki ve etik güvenceler oluşturulmadığında, geçmişin eşitsizliklerini geleceğin teknolojisine taşıma riski de bulunmaktadır.

Bu nedenle bugün sormamız gereken soru şudur:

Yapay zeka daha ne kadar güçlenecek? değil...

Yapay zeka, kadınlar için ne kadar adil olacak?

 

Av. Begüm Osma Yılmaz Yazdı: Kanunun Sustuğu Yerde: "Müstehcenlik" Kimi Susturuyor?

  Kanunun Sustuğu Yerde: "Müstehcenlik" Kimi Susturuyor? Türk Ceza Kanunu m. 226'nın kanun tekniği bakımından değerlendirilmes...